31/1/2008 ·
| Mesut Yılmaz bu akşam HABERTÜRK'te | |
| Sessizliğini Perde Arkası'nda Metehan Demir'e bozacak.. 31.01.2008 13:57 | |
Metehan Demir'in hazırlayıp sunduğu Perde Arkası'nın bu akşamki konuğu Mesut Yılmaz. Uzun süredir sessizliğini koruyan bağımsız vekil Yılmaz 21:00'de canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtlayacak. |
Yorum (yok) Yorum yaz!
31/1/2008 ·
| Lincoln yine sakatlandı | |
| Brezilyalı futbolcu dünkü idmanlarda sağ ayak baş parmağına darbe aldı 31.01.2008 12:37 | |
Sağ alt baldırındaki kas yırtılması nedeniyle 2 aydır Sarı-Kırmızılı ekipte forma giyemeyen Cassio Lincoln, pazartesi günkü idmanda çift kale maça çıkarak, derbide oynayabileceğinin sinyalini vermişti. Daha sonra Kalli ile görüşen Sambacı, “Ne pahasına olursa olsun Saracoğlu’nda oynamak istiyorum'' demişti. Ancak Brezilyalı yıldız, bu düşüncesini uzun bir süre daha ertelemek zorunda kalacak gibi görünüyor. Dünkü idmanda sağ ayak baş parmağına darbe alan 28 yaşındaki oyuncunun yine sakatlandığı ve Fenerbahçe karşısında forma giymesinin çok zor olduğu ifade edildi. |
Yorum (yok) Yorum yaz!
31/1/2008 ·
| Unutkanlık tarih oluyor | |
| 50 yaşındakiler 20'li yaşlarda yaşadığı olayların ayrıntılarını bile hatırlayacak... 31.01.2008 08:56 | |
Kanada’nın Toronto Western Hastanesi’nde çalışan bilim adamları tıp tarihinde belki de çığır açacak bir buluşa ‘kazara’ imza attı. Bilim adamları, yeni keşfin hikayesini şöyle anlattı: 50 yaşında ve obeziteden bir türlü kurtulamayan hastanın Hipotolamus bölgesini elektrodlar yardımıyla uyardık. Deney sonunda hasta, 30 yıl önce yaşadığı bir olayı bile tüm ayrıntılarıyla hatırmalaya başladı. 20’li yaşlarda gittiği partilerdeki kız arkadaşlarını, neler konuşulduğunu, kimlerin neler giydiğini sanki biraz önce yaşamış gibi anlattı. 3 hafta boyunca deneye devam ettik. Hafıza ve öğrenme yeteneği inanılmaz derecede gelişti. Ancak, elektrodların şiddeti artırılınca fotoğrafik hafıza birden yok oluyor. Tıp dünyasında insan hayatını tehdit eden pek çok hastalık, tedavisi bunun gibi şans eseri ve beklenmedik bir tesadüf sonucu bulundu. Bu buluş, Alzheimer hastalığı artık tarihe karışabilir. |
Yorum (yok) Yorum yaz!
31/1/2008 ·
Yorum (yok) Yorum yaz!
31/1/2008 ·
![[Resim] [Resim]](http://www.trgamer.com/img/102006/paraworld_pc/i1.jpg)
Çocukken tüm yaşıtlarım gibi ben de dinozorlara karşı ilgi duyardım, onlar hakkında yapılmış belgeseller ve çizgi filmler izlerdim. 1993 yılında ise Jurassic Park adlı filmin gösterime girmesi ile adeta tüm hayallerime kavuşmuş oldum. Jurassic Park bana dinozorlarla ilgili istediğim her şeyi vermişti. Filmin zamanında ise alanların hatırlayacakları "Dinozorlar" isminde bir dergi satılıyordu. Bu derginin tüm sayılarını almışımdır, hatta derginin verdiği fosforlu T-Rex maketi hala odamın bir köşesinde durur. Neyse biz en iyisi film sektöründen oyunlara dönelim. İçinde dinozorları bulunduran ve iyi denilebilecek oyun sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Aklıma şu anda aksiyon oyunları Dino Crisis ve Turok serisi geliyor. ParaWorld'e dönecek olursak; çıkmadan öyle çok da reklamı yapılmış bir oyun değildi, bu gerçekten çok garip bir durum. Neden derseniz, ParaWorld bu sene oynadığım en iyi RTS oyunlarından biri oldu. Eğer siz de Jurassic Park filmini sevdiyseniz ve strateji oyunlarından hoşlanıyorsanız, doğru yerdesiniz demektir, ParaWorld'e hoş geldiniz.
Oyunun hikayesi kötü bilim adamlarını ve paralel dünyaları konu alıyor. Oyun hayli de ilginç bir hikayeye sahip. 19. yy.'ın başlarında SEAS adı verilen gizli ve kötü bilim adamlarından oluşan bir grup, paralel dünyalar arasından seyahat etmenin yolunu bulurlar. İlk seyahat ettikleri dünya ise düşmanları yenebilmek için dinozorları eğiten ve üzerlerine modern teknoloji silahlar takan kabilelerin yaşadığı ParaWorld'dür. Bundan daha önemli olan ise ParaWorld'ü ziyaret eden bilim adamları orada kaldıkları sürece hiç yaşlanmadıklarını fark ederler. Anthony Cole, Stina Holmlund ve Bela Andras Benedek adlarındaki üç serbest bilim adamı ise kendi çabalarıyla bu dünyayı keşfederler. Bu durumdan endişe duyan SEAS'ın başındaki Jarvis Babbit, bu üç bilim adamını gerçek dünyadaki merkezine çağırır ve onları araştırma yapma bahanesiyle ParaWorld'e gönderir ama asıl amacı onlardan kurtulmaktır. Bizim oyundaki amacımız ise, bu üç bilim adamıyla ParaWorld'ün tehlikelerine karşı koymak ve gerçek dünyaya dönmenin bir yolunu bulmak. Üç bilim adamı oyun süresince zaman zaman birlikte çalışacaklar, zaman zaman ise birbirlerinden ayrılacaklar. İşte burada devreye oyunun oynanabilir üç ırkı giriyor; Norseman, Dustriders ve Dragon Clan. İşte hikayenin burasında biraz kırılmalar gözüküyor. Nasıl oluyor da bu üç bilim adamı ParaWorld'e geldikleri zaman bu dünya hakkında bu kadar bilgili olabiliyorlar ve aslında savaşçı olmadıkları halde ırklarının en güçlü birimleriler? Kim bilir belki de eski yaşamlarında savaşçıydılar. Ayrıca oyundaki pek çok diyalog da özensiz hazırlanmış. Ama ne olursa olsun ParaWorld'ün hikayesi bir RTS oyununa göre bayağı güzel yapılmış.
Paralel Evrende Sıkışıp Kalmak Böyle Olsa Gerek
Oyunun oynanış açısından diğer RTS oyunlarından pek bir farkı yok, bu kötü bir şey mi, bana göre değil. Oyunda Senaryo, Skirmish ve Multiplayer modları var. Alıştırma bölümü ise senaryo bölümünün ilk bölümü olarak düşünülmüş, isterseniz geçebiliyorsunuz ama iyi bir RTS oyuncusuysanız bile, alıştırma bölümünü oyuna alışmak için oynamanızı tavsiye ederim. Tüm RTS oyunlarında olduğu gibi bu oyunda da bir ana binanız var, gelişip ve birimler üretip diğer ırklara saldırıyorsunuz. ParaWorld'de 3 tane ana kaynak var. Bunlar odun, yiyecek ve taş, bu kaynakları işçilerimizle topluyoruz. Yeteri kadar kaynak toplayınca ise ana binamızdan teknoloji atlıyoruz. Teknoloji atlamak bize yeni birimleri ve binaları açmamızı sağlıyor. Oyundaki 3 ırkın özellikleri de birbirinden farklı olarak hazırlanmış. Norsemen ırkı yakın savaşlarda etkililer, Dustriders ise oyunun en hızlı birimlerine sahip, Dragon Clan ise uzak mesafeden oldukça etkili birimlere sahip. Strateji oyunlarındaki en önemli özellik ırklar arası dengedir, bu oyundaki ırklar çok dengeli hazırlanmış. Zaman zaman kendimi Age Of Empires 2 oynuyormuş gibi hissettim, oyun yapısı Age Of Empires 2'ye oldukça benziyor.
Heroes of Might & Magic V
![[Resim] [Resim]](http://www.trgamer.com/img/102006/hommV_pc/i1.jpg)
Daha önce herhangi bir oyuna inceleme hazırlarken bu kadar çaresiz kalacağımı aklımın köşesinden geçirmezdim. Biraz şaşkınlıktan birazda mutluluktan beni böylesine bitap düşüren bir başka oyun daha yoktur, eminim. Neden böyle olduğu az çok belli aslında. Bir dönem benim için "oyun" kavramını altüst eden bir mevzuu hakkında inceleme hazırlamaya çalışmak bunun tek sebebi. Bir süre Word ekranına baktıktan sonra aslında bütün bu olanların benim için bir sınav olduğunu anlıyorum. Yanlış ya da doğru yok ama. Sadece işi başarabilmek ve başaramamak var. Yalnız bu saatten sonra, bu kadar zaman sonra ne üretebildiğimi biliyorum. İşte bu yüzden girişi yazmayı en sona bıraktım. İncelemeyi kabul ettiğim andan itibaren beni bu kadar çok korkutmasını ancak böyle açıklayabilirdim. Şu ana kadar yazdıklarımı mazur görün. Aklımdan geçenleri düzeltme yapmadan direk kaleme söylüyorum. Anlatmaya çalıştığım şu: Heroes'li ya da Heroes'siz, Might and Magic... İyi ki varsın... Tamam, uzatmıyorum artık oyuna dönelim.
Bu tür geçmişi derin olan oyunların yeni versiyonları hakkında yazı hazırlarken maziyi irdelemek gerçekten çok hoşuma gidiyor. Oyun hakkında klişeleşmiş cümlelerle inceleme yapmaya geçmeden önce Homm (böyle kısaltmak bence daha yakışıklı) içinde aynı şeyi yapmak istiyorum izninizle. Bağımlılık yapan oyunlar listesinin başlarında yer aldığına inandığım Homm serisinin geçmişi hakkında aslında sayfalar dolusu bir sürü abartı şey yazılabilir ama işimiz o olmadığı için merak etmeyin çok uzatmayacağım. Fakat önce bir şey itiraf etmek istiyorum. Ben geçmişi çok öncelere dayanan bir Homm fanı değilim. Seriyle ilk tanışmam hatta Might and Magic olayıyla ilk tanışmam 1999 yılında Homm III ile oldu. Daha öncesinde sadece isim olarak bildiğim serinin benim üzerimde yarattığı ekti direk ilk görüşte aşk olmuştu. Doğrusunu isterseniz M&M evrenini bana ilk tanıtan oyun Might & Magic XI'e kadar bağırsak gibi uzayan diğer seri olduğunu söylemem lazım ama bu kadar uzamasını hiçbir zaman anlamadığım M&M'lerden kalan pek fazla güzel anı ya da hatıra hatırlamıyorum. Benim için her zaman alelade bir oyun deneyimi yaşatan seri bu yüzden evreni tanıyıp, benimseten adresler değildir. Neyse konumuz bu değil ama Dark Messiah çok iyi olacak inşallah (veya oldu). Homm III ile birlikte evrene asıl adımlarımı attıktan sonra bundan önceki yapımları da deneme fırsatı buldum. Her birinden aldığım zevk farklı olsa da beni en çok etkileyen Homm III oldu. Tamam, hikâye kısmını bırakıyorum. Herkes eminim benim kadar bilgi sahibidir. Tabii merak edenleriniz de olabileceğini düşünerek seriye birde benim icadım "oyunoloji" olarak bakalım.
Yorum (yok) Yorum yaz!
Metehan Demir'in hazırlayıp sunduğu Perde Arkası'nın bu akşamki konuğu Mesut Yılmaz. Uzun süredir sessizliğini koruyan bağımsız vekil Yılmaz 21:00'de canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtlayacak.
Kanada’nın Toronto Western Hastanesi’nde çalışan bilim adamları tıp tarihinde belki de çığır açacak bir buluşa ‘kazara’ imza attı. Bilim adamları, yeni keşfin hikayesini şöyle anlattı: 50 yaşında ve obeziteden bir türlü kurtulamayan hastanın Hipotolamus bölgesini elektrodlar yardımıyla uyardık. Deney sonunda hasta, 30 yıl önce yaşadığı bir olayı bile tüm ayrıntılarıyla hatırmalaya başladı. 20’li yaşlarda gittiği partilerdeki kız arkadaşlarını, neler konuşulduğunu, kimlerin neler giydiğini sanki biraz önce yaşamış gibi anlattı. 3 hafta boyunca deneye devam ettik. Hafıza ve öğrenme yeteneği inanılmaz derecede gelişti. Ancak, elektrodların şiddeti artırılınca fotoğrafik hafıza birden yok oluyor. Tıp dünyasında insan hayatını tehdit eden pek çok hastalık, tedavisi bunun gibi şans eseri ve beklenmedik bir tesadüf sonucu bulundu. Bu buluş, Alzheimer hastalığı artık tarihe karışabilir.